İstanbul Oyuncak Müzesi- Yeniden Çocuk Olalımmmm
Anılarınızı canlandırmaya ne dersiniz? Çocukluğunuza geri dönmek için zaman makinesine ihtiyacınız yok. İstanbul Oyuncak Müzesi bunun için ideal. Müzeyi gezerken 'aa bundan bende de vardı.' diyebileceğiniz o kadar çok şey var ki. Eski günlerinizi, belleğinizin kenarında köşesinde kalmış ufak anıları canlandırmak için çok güzel bir yer.
Sunay Akın uğraşmış, en güzel oyuncakları gerek açık arttırmayla, gerek yurtdışından getirerek bir araya toplamış. 2005ten beri aktif bir müze. Ayrıca her biri dağınık şekilde değil yıllara göre sınıflandırılmış şekilde duruyor.
Öyleki 1700lü yıllardan kalma oyuncaklar bile var. O nedenle sadece çocuklara hitap etmiyor. Annenizi, babanızı hatta ananenizin elinden tutup getirin buraya.
Her oda konsepte göre renklendirilmiş. Giriş katında balmumundan yapılmış oyuncak yapan bir amcaya rastlıyorsunuz. Bu katta camekanların arkasında çeşitli oyuncaklar sergilenmiş; peluşlar, atlılar, eski bi gitar vs.
1.Kata çıktığınızda benim en bayıldığım odayı bulacaksınız. Tabiki pembe. Tavanda rengarenk kurdelaler var. En sevdiğim şeyi de bu odada gördüm. İnanılmaz ayrıntılı büyük bir oyuncak ev. Aynı odada tatlı mı tatlı atlıkarıncaları göreceksiniz.
Ayrıca bu katla savaş temalı bir odada mevcut. Haritalar, eskiden gazetelerden birikmeye çalıştığımız asker setleri, gemiler, uçaklar vs. Hepsi çok güzel ve çoğu eski. Oyuncakların üretildiği dönemdeki bazı gazeteler bile var. Odaya girdiğinizde uçak sesleri falan duyarsanız şaşırmayın.
Konsepti en değişik oda trenli odaydı bence. Bu odayı küçük bir kompartman olarak tasarlamışlar ve içeri girildiğinde tren sesi duyuluyor:)
Müzenin çatı katı bile varrrr. Nasıl biz küçükken annelerimiz kullanmadığımız oyuncakları oraya atıyorsa, eski bisikletlerimiz falan orada duruyorsa, burada da aynı şekilde oyuncak at, rastgele sergilenmiş nispeten eski oyuncaklar var.
Beni en çok etkileyen oyuncak ise gördüğünüz bu bebek. Kastamonu depreminde göçük altında kalmış bir kızla kurtarılan bu bebek müzeye bağışlanmış. Her oyuncağın bir hikayesi vardır. Bununki de böyle etkileyici işte.
Asıl beni geriye götüren an bizim zamanımdaki ya da daha eski ürünlere rastlamamdı. Hani eski paketlerde Ankara makarnası, bulaşık deterjanı kutusu gibi. Gerçekten çok güzeller. Onlara bakınca Sunay Akın'a helal olsun diyorum, çok fazla emek harcamış. Muhteşem bir şey çıkmış ortaya. Gidin, görün, çocukluğunuz bir an olsun geri gelsin.
Yorulmuşsunuzdur diye tam benim sevdiğim pembe bir cafe var alt katta. Duvardaki kutu kutu çerçevelerde eski Cin ali kitapları falan var. Çok Çok tatlı.
Bu tatlı beyaz köşk sizleri bekliyor. Koşun. Tatlı gezmeleerrrrr:)
Yorumlar
Yorum Gönder