Güzel Atlar Ülkesi - Kapadokya
Güzel Atlar Ülkesi Kapadokya üç günde bizi büyülemeyi başardı. Şehrin gürültüsünden uzak huzurlu havası, başınızı nereye çevirseniz panaromik manzaraları, rengarenk balonlarıyla bizi hemen içine çekti.
Havaalanından araba kiralayıp sabah
yorgunluğumuzu biraz olsun üstümüzden atmak için otelimize yöneldik. Kapadokya
bölgesi birkaç şehirden oluştuğundan, gidilecek yerler birbirine çok yakın
olmayabiliyor; toplu taşıma alternatifi de yoğun olmadığı için araba kiralamak
gerekli.
Otelimiz
Göreme'nin dar sokakları arasında minik ve otantik bir otel. Taş duvarları,
vintage mobilyaları ve bol çeşitli kahvaltısıyla bizden tam puan aldı.
Otelde
biraz dinlendikten sonra Güzel Atlar Ülkesi'ni keşfe çıkma zamanı...
İlk
gün öğle yemeği tercihini Uçhisar'daki Seki Restoran'dan yana kullandık.
Uçhisar Kalesi'ne yürüme mesafesinde. İnsana huzur veren bir manzarası ve
sessizliği var. İçeride çıtır çıtır yanan sıcacık şömine ve harika müzik
listesi mekana dinginlik katmış. Menüsü çok geniş değil, çok fazla geleneksel
yemek de bulunmuyor ancak porsiyonları oldukça lezzetli ve doyurucuydu.
(İki kişi için ortalama 100 TL)
Uçhisar
Kalesi tüm Göreme bölgesini ayaklarınızın altına seriyor. Fotoğraf amacıyla
gelenler için çok güzel bir manzarası var. Yakın otellerde kalanlar gün batımı
izlemek için bu kaleyi tercih edilebilir.
Güvercinlik
Vadisi ise doğal yapısıyla güvercinlere ev sahipliği yapıyor. Fotoğraf çekilirken yanınızda minik
bir güvercin beliriveriyor. Masmavi nazar boncukları ile bezenmiş dilek
ağaçları vadiyi süslüyor.
İlk
günün akşam yemeğinde tabiki testi kebabı denemeden olmazdı. Otel görevlisinden
aldığımız tavsiye ile Seten Restoran'ı seçtik. Tabi saatler öncesinden
rezervasyonumuzu yaptırmıştık ki Cuma olmasına rağmen rezervasyonsuz gelenlerin
kapıda kaldıklarını gördük. Yine taş duvarlar, hafif müzik ve masalardaki
mumların verdiği loş ışıkla huzurlu bir akşam yemeği geçirdik. Dekorasyonu ve
servisi gayet başarılıydı. Gelelim testi kebabına; maalesef kuzu eti sevmeyen
biri olarak ben çok sevemedim yine de denemeye değerdi. Bazı
restoranlardaki testi kebabı için en az 4 saat önceden arayıp siparişinizi
vermeniz gerekiyormuş. Ancak Seten'de tek porsiyonluk testiler zaten saatler
öncesinden hazırlanıp fırına atıldığı için önceden sipariş vermemize gerek
kalmadı. Servis sırasında da testiyi masanızda kırıyorlar. Onun haricinde
mezeleri, salatası ve içli köftesi gayet lezzetliydi. (iki kişi ortalama 200
tl)
Testi
denince ilk akla gelen yer Avanos. Toprak yapısı nedeniyle seramik yapımı
burada çok gelişmiş. Her köşede bir seramik atölyesi var ve içeri girip seramik
yapımını ustalarından izleyip, deneyebiliyorsunuz. Ben de oturdum ve denedim.
İnanılmaz keyifli ve dinlendirici bir aktivite. Sonrasında ise dilerseniz
yaptığınız seramiği alabiliyorsunuz. Biz ilk gün gidip yaptık, üçüncü gün dönerken
uğrayıp aldık, çünkü kuruması gerekiyor belirli bir süre. Eğer vaktiniz olursa
birkaç gün bekleyip almanızı öneririz.
Kalkışları
hava şartlarına bağlı olan balonlar ise Kapadokya'nın simgesi. Cesaretiniz
varsa denemenizi öneririm. Sabahın ilk ışıklarıyla aydınlanan perili vadilerinin yukarıdan harika göründüğünü hayal edebiliyorum. (Biz denemedik :) Ancak yine
de gün doğmadan yataktan fırlayıp onları izlemeye gittik. Rengarenk balonlar güneşle
birlikte yavaş yavaş ve sessizce yükselirken manzarayı fotoğraflamak bile keyif
vericiydi.
Göreme
Milli Parkı biraz enerji gerektiren bir alan olduğu için onu ikinci güne
bırakmıştık. Ancak cumartesi yoğunluğu hemen kendini gösterdi ve alandaki Kiliselerin
içine gezmek için biraz beklemek zorunda kaldık. Bir zamanlar Hristiyanlığın
merkezi olduğu için içerisinde binlerce yıllık kilise ve manastırlar
bulunuyor. Bunlardan en korunmuş olanı ise Karanlık Kilise. Bu nedenle içeriye
giriş ücretli ve fotoğraf çekilmiyor.
Göreme
Milli Park'ından çıkıp Üç Güzeller'e doğru yol alıyoruz. Yolun kenarında süslü
püslü develer beliriyor. Üç Güzeller en düzgün şekil almış peribacaları. Üçü de
birbirine sırtlarını dayamış bir yamacın yanında duruyorlar. Biz de bu güzellerle
bir hatıra fotoğrafı çekiyoruz.
Ürgüp bizi sarı taştan evleriyle karşılıyor. Bu taş konaklardan biri ise yıllar önce her hafta evimize konuk oluyordu. Asmalı Konak. Biz de iade-i ziyaret olarak onu görmeye gidiyoruz. O kadar tanıdık ki mutfağı, avlusu, içinde çalan jenerik müziği eski zamanları hatırlatıyor.
Vee Ziggy Cafe. Kapadokya'da yemek yemekten en keyif aldığım yer. Kendine has mezeleri çok lezzetli. Dekorasyon da oldukça ilginç, dikiş makinalarını masalara çevirmişler. İsmi ise restoran sahibinin ölen köpeği Ziggy'nin anısına konmuş. Mutlaka uğranması gereken mekan.
Paşabağ
Vadisi ise şapkalı peribacalarının en güzel örneklerini sergiliyor. Hemen
yakınında Zelve Açık Hava Müzesi yer alıyor. Müzekart geçerli, vadinin içinde
rahat çıkılabilmesi adına yürüyüş yolları ve merdivenler mevcut.
Lil'a
Restoran'ı çok okuduk, çok duyduk ancak yolumuz bir türlü düşmedi derken, dönüş yolunda aniden karar değiştirip rotamızı yeniden Uçhisar'a çevirdik.
Museum Otel'in içinde yer alan restoranın dekorasyonu harika. Yemeğinizi yerken
ayağınızın altından kaplumbağa geçerse şaşırmayın. Beyaz tavuskuşları ve cıvıl
cıvıl öten kuşlar da size eşlik edebilir.
Yorumlar
Yorum Gönder