Komşu Ziyareti - Sakız Adası (Chios)
İki günlüğüne komşu ziyareti yapmaya karar verdiğimizde, Chios'u diğer Yunan adaları (mesela Samos) gibi küçük olduğunu düşünüp, daha fazla vakit ayırmamıştık. Ancak adaya ayak bastıktan sonra yanıldığımızı anladık, keza sadece Güney kısmı için bile en az 3 gün ayırmak gerektiğini bilmiyorduk.
Chios,
diğer adıyla Sakız Adası Yunan Adaları içinde en geniş yüzölçümüne sahip
adalardan birisi. Bu nedenle plan yapmadan önce tatil sürelerini daha uzun
tutmak, ya da kısa süreliğine gidilecekse, tek bir bölüme yoğunlaşmanızı
öneririm.
Adaya giden
feribotlar Çeşme Limanı'ndan hareket ediyor. Chios'a gitmek, Kadıköy'den
Büyükadaya gitmekten daha kısa sürüyor :) Bu nedenle haftasonu yurtdışı
kaçamağı yapmak isteyenler için birebir.
Adaya ayak
basar basmaz limandaki acenteden minik arabamızı kiraladık. Bu sonraları
"iyi ki yapmışız" diyeceğimiz bir hamle oldu. Çünkü plajlar ve ada
köyleri merkezden uzakta kalıyor. Biz merkezdeki minik otelimize valizleri
bırakıp, vakit kaybetmeden dışarı attık kendimizi. Dikkat edilmesi gereken
konulardan biri de sokakların çok dar ve çoğunun tek yön olması, birkaç yön hatasının ardından, minik trafik tabelalarına daha çok dikkat ederek adanın
keyfini çıkarmaya başlıyoruz.
Ada,
isminden de anlaşıldığı üzere bodur sakız ağaçlarıyla kaplı. Havası ve denizi
de mis. O zaman önce plajlardan bahsedelim;
Plajlar
Yukarı belirttiğim üzere ada
çok büyük olduğundan 2 günde yalnızca 3 plaja gidebildik. Ki buralarda çok
güzel vakit geçirdiğimizi söyleyebilirim. Çünkü giriş için para ödemiyorsunuz,
halka açık yerler, bir şeyler yiyip içmeniz için tepenizde dolaşan suratsız
çalışanlar yok ve gerçekten yemek için ödediğiniz paraya değiyor. Öyle ki,
huzurdan uyuyakalıp, uyandığımda benim için endişelenen ve yanıma gelip iyi
olup olmadığımı soran çalışanlar vardı :)
Karfas Plajı: Denizi ve kumu
gayet temiz ve nispeten sığ olan plaj. Arka tarafında ise öğle yemeğinizi
yiyebileceğiniz birçok cafe/restoran bulunuyor.
Mavra Volia: Her ne kadar
ayaklarıma batan büyük büyük taşları olsa da Sakız'da en sevdiğim plaj. Burası
volkanik siyah taşlardan oluşan bir plaj. Burada şezlong ve şemsiye bulunmuyor,
ancak hemen arkasında ağaçlık bir alanda gölge bulabilirsiniz. Biz buraya akşamüzeri
gittiğimiz için gerek duymadık, zaten denize her yürüdüğünüzde taşlar rahatsız
ettiğinden tüm gün geçirilebilecek bir plaj olduğunu düşünmüyorum. Ancak suyu
gerçekten harika. Kıyıdan girdiğiniz gibi derinleşiyor, aşağıdaki siyah taşları
bu kadar berrak gören serin suda yüzmek için mutlaka gidilmeli.
Komi Plajı : Burası da Armolia
köyüne yakın sakin plajlardan biri. Deniz ve kumu yine temiz ve daha ılık bir
suyu var. Burada şezlong ve şemsiyeleri ücretsiz kullanabiliyorsunuz.
Köyler
Chios : Adaya adını veren şehir
merkezi. Aslında diğerleriyle karşılaştırıldığında tam bir köy değil. Kalabalık
sokakları, sahil boyunca sıralanmış taverna ve cafeleriyle adanın en canlı
kesimi.
Pirgi : Sanırım adanın en
sevdiğim yeri bu köydü. Köyün özelliği evlerin üzerindeki işlemeler ve
motifler. Sokaklar kaldırım taşlarıyla döşeli ve daracık. O kadar sessiz ve
sakin ki sokaklarda dolaşırken bile huzur bulmamak mümkün değil. Kapı
girişlerinde teyzeler oturup muhabbet ediyorlar. Çok samimi ve şirin bu köye
mutlaka uğramanız gerekiyor. Duvarlardaki Pirgi'ye özgü motifleri evimize
taşımak için minik dükkanlardan birine girip taş bir magnet alıyorum. Dükkan
sahibi içtenlikle bizi ağırlıyor ve sakız likörü ikram ediyor.
Armolia : Bu köye ise
Komi plajına giderken uğradık. Yine mis gibi sakız kokuları ve ufak seramik
atölyeleri karşıladı bizi. Sabahın erken saatlerinde gittiğimizden midir
bilinmez, sokaklarda çok az kişiye rastladık. Yine daracık sokaklarda kaybolup,
sakız ağaçlarını yakından inceledik.
Neler Yedik?
"Yediğin, içtiğin senin
olsun gezip gördüğünü anlat" demişler ancak Yunan mutfağı anlatılmadan
geçilir mi? Benim gibi denizden ne çıksa yerimciler için ada oldukça keyifli.
Daha önceki ada ziyaretlerimizde olduğu gibi ahtapot ızgara ve kalamarın
keyfini bol bol çıkardık. Ouzo, Greek bira ve sakız likörünün de tabi.
Ta Delfinia : Adanın ilk günü
limanda uğradığımız restoran. Servisi hızlı, çalışanlar güler yüzlü ve yemekler
çok lezzetli. Bunu söylemeyi çok sevmesem de Çeşme'de, Bodrum'da aynı menü için
ödediğimiz fiyatlardan daha düşük.
To Tskioudo : Akşam yemeği için
kesinlikle tercih edilmesi gereken mekan. Diğerler salaş tavernalara göre
dışarıdan daha lüks görünen ancak fiyatları yine aynı civarda olan restoran.
Oldukça kalabalık olmasına ve rezervasyon yaptırmamamıza karşın, rahatça yer
bulduk. Burada da diğer restoranlarda olduğu gibi harika mezeler, balıklar ve
salatalar yedikten sonra bize ikram edilen likör ve karpuzun keyfini çıkardık.
Vakit bulup gidemediğimiz,
geçerken uğradığımızda da açık bulamadığımız bir restorandan bahsetmek
istiyorum. Kehribari. Birkaç kişiden öneri aldık burası için ancak günün sadece
belirli saatlerinde servis veriyormuş. Bir dahaki gidişimizde mutlaka
uğrayacağız. (Deneyen birileri varsa yorum bırakırsanız çok sevinirim:)
Bundan önceki yazılarımda bahsettiğim
Mythos bira, ouzo ve buz gibi frappeler de bize kısa tatilimiz boyunca eşlik
etti.
Alışveriş : Tabiki adaya da
ismini veren sakız ürünleri olmazsa olmaz. Chios merkezde küçük dükkanlarda
sakızın her türlü halini bulabilirsiniz. Likör, kahve yanında gelen ve suda
eritmeli sakızlar, sakızlı kremler vs. Biz tercihimizi likörden yana
kullandık.
Minik komşu ziyaretimizden
bahsettiğim,yazmakta oldukça geciktiğim (yaklaşık 5 ay:) yazım burada sona
eriyor. Özellikle Ege'de yaşayan ve hafta sonu kaçamağı yapmak isteyenlere
mutlaka önereceğim bir lokasyon. Hem yakın, yolculuk asla yormuyor, hem uygun,
cebinizi yormuyor, hem sessiz ve huzurlu, ruhunuzu yormuyor.
Keyifli tatiller efendim.
Yorumlar
Yorum Gönder