Masallar Şehri - Prag


Şehri ikiye bölen nehriyle, mistik havasıyla, tarihi dokusunu koruyan mimarisiyle kendine aşık eden şehir. Praha! Bir masal şehri olabilecek kadar güzelsin.


 -Karl Köprüsü
 Prag'ın en ünlü köprüsü olan Karl, Vlatava Nehri'nin üzerine 1357 yılında yapılmış. Baştan sonuna kadar çeşitli heykeller dizilmiş olan bu köprü şehrin gotik havasına daha da karamsarlık katıyor. Heykellerin gerçekleri ulusal müzede sergilense de Prag Kalesi'ne giden bu köprü Prag'ı en önemli sembollerinden. Gündüzleri kalabalıktan yürümek zor; geceleri ışıklandırması ile ise büyüleyici.



 -Eski Kent Meydanı
 Meydan gündüzleri renkli cafeleri, kuklalarla süslü dükkanları, trdelnikin tarçın kokularıyla dolarken, gece loş aydınlatmasıyla huzur veriyor. Modern yapılardan korunmuş olan meydan, eski dar sokakları, antik yapılarıyla yüzyıllar öncesinde yürüyormuşsunuz hissi veriyor.


 -Astronomik Saat
 Eski Şehir Meydanında yer alan bu astronomik saatin önü her saat başı animasyonu izlemek için gelen turistlerle dolu oluyor. Animasyon yaklaşık 1 dakika sürüyor ve değişik figürler sergileyen kuklalar içiriden bizleri selamlarken, çanların sesi etkileyeci oluyor. Saatin içindeki 4 figür,kibri temsil eden eli aynalı bir kukla; açgözlülüğü temsil eden altın keseli kukla; ölümü sembolize eden bir iskelet ve eğlenceyi sembolize eden mandolin çalan bir kukladır. Saat başı geldiğinde sırayla bu kuklalar görünmekte, iskelet ise elindeki zili çalarak her saat başı ölümü hatırlatmakta. Eski Meydan'da dolaşırken saate bakıp, yelkovanın 12'ye yaklaştığını gördüğünüzde saate koşun derim.

 -Prag Kalesi
 Tüm şehri tepeden izlemek isterseniz ilk adres Prag Kalesi.Karl Köprüsünden geçip, o dik yokuşu çıkınca nehrin ve şehrin enfes manzarası ayaklarınızın altında. Kalenin önünde yer alan standlardan biranızı alıp soluklanırken St.Vitus Katedrali girişi için sıraya girebilirsiniz.


 -Aziz Vitus Katedrali 
Prag'ın en önemli yapılarından biri de Prag Kalesinin içinde yer alan bu katedral. 9. yüzyılı ve bohem havayı solumak mümkün. Rengarenk vitrallerle süslenmiş katedral Prag'ta görülmeye değer yerlerden biri.


 -Vlatava Nehri 
Prag'ın içinden geçen ve Çek'teki en uzun nehir olan Vlatava, üzerinde Karl Köprüsü ve gece ışıklandırmasıyla oldukça büyüleyici. Özellikle Prag Kalesi ve Petrin Kulesinden bu manzarayı izlemek keyifli.Şehrin kıyılarına bir de nehrin gözünden bakmak isterseniz, çeşitli içerikleriyle tekne turlarına da katılmak mümkün.


 - Wenceslas Meydanı 
Ulusal Müzeyle başlayan bu büyük meydan ise değişik konseptli cafeleri, tramvayları, mağazalarıyla olabildiğince uzanıyor. Prag'ın dar sokaklarında yürümekten yorulanların geniş, gölgeli caddesinde dinlendiği daha modern bir meydan.

 -Dans Eden Ev 
İsmini ilginç mimarisinden alan bu bina, tarihi bir yapı değil aslında bir ofis. Kent meydanına biraz uzak kalsa da fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyen turistlerin ilgisini çekmiş. İsmini ise birbirine sarılmış gibi duran iki binayı andırmasından alıyor.

 -Petrin 



Şehrin en yüksek noktasında yer alan Petrin, içinde barındırdığı gözetleme kulesi, gül bahçeleri ile Prag'ta görülmesi gereken yerler listesinde yer almayı başarmış. Prag Kalesinden çok daha yüksekte yer alması sebebiyle aslında Prag'ı kartpostal gibi gösteren en önemli yerlerden biri. Petrin'e ağaçlarla çevrili yürüyüş yolundan da çıkabilirken, genelde tercih edilen, küçük tramvayı. Birkaç dakika içinde gül bahçelerine ulaşabiliyorsunuz.

 Burada yer alan en önemli yapı Petrin Gözlem Kulesi. Dar sprial merdivenlerinden en tepeye ulaşmak için yaklaşık 300 basamak çıkmanız gerekecek.Ancak sonunda görülen manzara için değer. Uzun bir sıradan sonra içeri girmeyi başarıp, soluklana soluklana tepeye ulaşınca Prag manzarasına ulaşmak çok keyifli.

 Gül Bahçeleri de Petrin Tepesinde yer alan, huzur veren mis kokulu bir yer.

 Aynalar Labirenti ise bu tepenin en keyifli yerlerinden biri. İçeride birbirine karşı yerleştirilmiş aynalar nedeniyle kendinizden bir sürü görüp yolu bulmaya çalışıyorsunuz. Ayrıca bu labirentin sonunda sizi şişman, eğri, cüce ya da çok uzun gösteren aynalar sayesinde eğlenceli dakikalar geçirebilirsiniz.

                           

 -Lennon Duvarı 

Karl Köprüsünün ayağında yer alan bu duvar, Prag'ın en renki sembolü. John Lennon anısına grafitilerle süslenmiş duvar özgür ruhu temsil ediyor. Duvarın yakınında yer alan Lennon Kafe ise 1980lerin cafelerini andırıyor. Yine özgür ruhun temsilcisi olan duvarın yanında kilitlerini asıp dilek dileyebileceğiniz küçük bir yer bulunuyor.


 -Kafka Müzesi 
Karl Köprüsünün çıkışında bulunan müze, Prag'ta doğan Kafka'nın anısına yapılmış. Kapısında ilginç hareketli heykelleri ve kocaman K harfleriyle karşılıyor sizi. Kitaplarında hep kendini hissettiren o karamsar havanın Prag'tan gelmesine şaşırmamalı. Müzenin içerisinde ise Kafka ailesinin fotoğrafları, el yazması mektuplar ve Kafka'yı anlatan kısa bir film var. İçerideki yarı karanlık ortam ve gergin melodiler Kafka romanının parçasıymışsınız gibi hissettiriyor.



 Hangi Cafelere Gitmeli?
 Prag'ta bira gerçekten sudan ucuz olduğundan gezi boyunca deneyebileceğimiz her birayı denemekten çekinmedik. Bunu için sayfalar dolusu seçenek içinden çıkmak biraz zor olsa da.

 -u Zlateho Tygra: Eski Kent Meydanının birbirlerine benzeyen sokaklarının arasında akşam 4'ten sonra açılan ve yine belirli saate kadar açık olan küçük sevimli restoran. Masalarda birbirini tanımayan insanların kadeh kaldırdığını görmek mümkün. Çünkü içeride yer bulmak pek mümkün olmadığından ziyaretçiler masalarını başkalarıyla paylaşmış durumda. Tiger'da sistem normalden biraz daha farklı işliyor. Restoran sahiplerinin kendilerinin ürettiği tek çeşit bira siz istemeden masanıza konuyor. Ve eğer bitirdikten sonra başka istemezseniz, hesabınız anında masanıza konuyor. Sanırım bu dışarıda bekleyenler var, içmiyorsanız iyi günler demenin kibar hali :) Duvarda ise bazı ünlü isimler hatta yabancı devlet başkanlarının bu küçücük restoranda bira içerkenki fotoğraflarını görebilirsiniz. Adını hatırlayamasam da burada pork şinitzele benzeyen içi patatesli yemeğin tadına baktık, Tiger'da yolunuz düşerse, güzel aromatik biranızın yanında bunu mutlaka deneyin derim.


 -Pivovarsky Dum: Prag'taki küçük barlarda seri üretim biralar yerine, bar sahiplerinin kendilerinin ürettikleri biralara rastlamak daha mümkün. Pivovarsky da arka tarafında çeşitli aromalarda bira üreten bir restoran/bar. Yine uzun listeden bira seçmekte zorlanırsanız, en çok tercih edinlerden oluşan 8'li küçük bira tadımlıklarını denemenizi öneririm. İçerisinde kahveli, vişneli,karamelli hatta fesleğenli bira mevcut. Damak tadınızı hangisi uygunsa ondan devam edebiliyorsunuz.

 

 -Beer Museum: Yine küçük bira bardaklarında çeşit çeşit bira sunan başka bir bar daha. Ancak bu sefer liste çok daha uzun. Her biranın içeriği uzun uzun anlatılmış. Bu nedenle 6'lı seçim yapmam biraz zaman aldı. Bu kez içerisinde portakal çiçeği olan, ballı, meyvemsi biraları seçtim. Ancak en sevdiğim son tercihim olan karabiberli olandı.


 -Vyhopna Railway Restaurant: İşte karşınızda Prag'ın en güzel konseptli restoranı. Tüm masaların yanına tren rayları döşenmiş ve servislerinizi garsonlar değil, bu minik raylarda dolaşan vagonlar yapıyor. En keyif aldığım restoran bu olabilir.

 -Cafe Savoy:



Kahvaltı için bir öneri isterseniz kesinlikle tek cevap var: Savoy! Sanırım çok erken saatte gittiğimiz için rezervasyonsuz girebildik ancak, daha ilerleyen saatler için liste çoktan dolmuştu. İnanılmaz kibar, ilgili garsonlar ve mükemmel lezzetteki kahvaltı gün boyunca iyi hissetmenizi sağlıyor. Sıcak çikolatası ve cevizli keki mutlaka denenmeli. Dekorasyonu ve insan kalitesi ile Cafe Savoy çok sevildi.

 Ne Yemeli?
 Sanırım hiçbir mutfak Türk mutfağı kadar geniş ve lezzetli olmuyor. Prag'da da özel olarak denenecek çok şey bulamadık.Yine de Prag'la özdeşleşmiş birkaç yemeğin tadına bakmadan olmaz.
-Knedliky: Kendi başına tek öğün olmasa da her etin yanında getirilen ekmek ve patates dilimi gibi birşey. Yumuşak ve lezzetli olan bu yan öğünün tam olarak ne olduğunu tanımlayamasak da yemekten keyif aldık.
 -Klobasa: İçi dolu dolu ve bol çeşnişi kocaman sosisler; Çek biralarının yanında vazgeçilmez. Özellkikle sokak standlarında görebileceğiniz bu sosisli sadviçler oldukça uygun fiyatlı ve lezzetli.
-Trdelnik!: İşte benim Prag'da en sevdiğim şey. Dışı şeker ve tarçınla kaplı lezzetli makaralar. Her yerde bu makaralara rastlamak mümkün zaten Prag sokaklarına girdiğinizde tarçının kokusu sizi sarınca denemek isteyeceksiniz. Sanıyorum orjinali sadece dış kabuğu olan hamurdan oluşuyor, ancak en çok tercih edilen versiyonu içi dondurma ve çikolatalı olanlar. Mutlaka ama mutlaka denenmeli.
                 

 Nerede Eğlenelim?
 -Karlovy Lazne: Her tatilimde olduğu gibi sabahtan deli gibi sokaklarda gezmekten akşam enerjim kalmasa da Karlovy Lazne'yi görmeden edemedim. 5 ya da 6 katlı ve her katında farklı tarzda müzik çalan Prag'ın en ünlü gece klübü. 80'ler, R&B, Radio Hits gibi her türde müzikle eğlenebileceğiniz mekan. Bira fiyatları da her yerde olduğu gibi uygun.
 -Ice Bar: İçerideki tüm dekorların buzdan yapılmış olan, girişte üzerinize mont ve eldiven verilen eğlenceli mekan. Prag'da birkaç yerde olmasına rağmen biz Karlovy Lazne'nin en altındakini tercih ettik. Giriş ücreti yok ancak kapıda içeceğinizi ödeyip içeriği girebiliyorsunuz. 15 dakika süresi var ve sizi ısıtabilecek tek şey dans!


Mutlu Tatiller! :)



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim Aşk Adam- Bozcaada

Güzel Atlar Ülkesi - Kapadokya

Komşu Ziyareti - Sakız Adası (Chios)

Macera Dolu Amerika Amerika!

Uyumayan Ada - Mikonos