Uyumayan Ada - Mikonos


Tatil rotasının ikinci durağı olan Mikonos'a geçmek için canım Samos'u bırakıp, 4 saat sürecek olan yolculuğumuza başladığımızda henüz güneş batmamıştı. Samos'ta huzur dolup, enerjimizi uyumayan adaya sakladık.













Otelimiz varış limanımızın karşısında oldukça keyifli ve temiz bir oteldi. Daha merkezi olan otellere göre daha uygun fiyatlı olması ise tercih sebebimizdi. New Port'tan Mykonos Town arası taksi en fazla 15€ tutuyor. Ayrıca merkez ve Old Port'a sık sık giden otobüsler mevcut. (1.60€). Dolayısıyla nerede kalınırsa kalınsın; ada içi ulaşım oldukça kolay ve ucuz; daha uzun kalacaksanız atv veya motor kiralamak en mantıklısı olacaktır.

Bu adaya uyumayan ada ya da günahlar adası deniyor. Sebebi ise günün her anında hareketli olması. Gündüzleri plajın tadını çıkarırken başlayan müzik, tüm gece boyunca hatta güneşin ilk ışıklarına kadar devam ediyor. Bu yüzden bu ada için bol enerji ve bütçe ayırmak şart.

Yazın ortasında gidilse bile valize bir hırka sıkıştırmak şart. Akşamları rüzgar sersemletecek kadar sert esiyor. Bir yanı bembeyaz evler diğer yani masmavi deniz olan bu yüksek ada keyifli bir tatil için ideal rota.

Nereyi Gezdik?

Mikonos Adası deniz, eğlence ve gençlik dolu. Tarih kokan yapılar, antika müzelere bu adada pek rastlanmıyor.








Mykonos Town: Beyaz badanalı evleri süsleyen begonviller ve daracık sokaklarıyla Mikonos'u koklayacağız yer burası. Sokaklar birbirine o kadar benziyor ki kaybolmamak zor. Rengarenk boyanmış merdivenleri; küçük sevimli dükkanları, mis gibi deniz ürünleri kokan restoranları zamanın nasıl geçtiğini unutturan cinsten. Deniz tarafında bulunan restoranlarda akşam yemeği oldukça keyifli oluyor. Gün batımını izlemek isterseniz de buralara önceden rezervasyon yaptırmak şart.



Little Venice: Denizin kıyısında sıralanmış, beyaz, mavi,kırmızı uyumuyla güneşi selamlayan Küçük Venedik. Akşamları güneşin batışını izlemek için daha romantik bir yer olabilir mi bilemiyorum. Akşam rüzgarıyla dalgalanan deniz, Little Venice'e vururken, güneşin son ışıkları bize veda ediyor. Mikonos'ta ne keyif aldığım an bu andı. Mutlaka güneşin batışı Little Venice'te izlenmeli.









Rüzgar Değirmenleri (Windmills): Rüzgarlı adanın sembolü olmuş değirmenler. Bir yanınıza denizi diğerine beyaz değirmenleri alıp, albümünüze küçük bir anı eklenmeli.



Hangi Beach?

Mikonos'ta denizin tadını çıkarmak için bir çok alternatif var. Beachler merkeze biraz uzak kaldığından hemen hemen her birinin servisleri mevcut. Bu nedenle farklı koylardaki beachler denenebilir. Bizim dönüşümüz de sabah saatlerinde olduğu için yalnızca iki günümüzü beache ayırabildik.




Super Paradise Beach: Mikonos'un en popüler plajı. Tüm gün süren partileri ve etkinlikleri birçok insanın dikkatini çekiyor. Ayrıca diğer plajlara göre oldukça uygun fiyatları var. Mykonos Town'dan bu plaja ulaşım gidiş dönüş 9€. İki kişi sezlong ve şemsiye için ödeyeceğiniz ücret ise 20€.
Plajın arkasında yer alan açık büfe restoran her bütçeye ve zevke uygun yiyecek bulma imkanı veriyor. Sıcak yemekler, soğuk sandviçler, meyve, alkol vs herşey mevcut.









Gün içerisinde beachlerin tanıtımını yapan kızlar size broşör dağıtımı yapıyor. Size sadece seçmek kalıyor. Body paint partileri; Latin geceleri, canlı dj performansları, twerk partileri... Girişleri ücretsiz ya da en fazla 20€ olan bu beach partiler sabaha kadar sürmekte.

Super Paradise Beach'te happy hourda ise dansçı kızların eşliğinde enerjisi atabilirsiniz:)

Paradise Beach: Burası Aya Yorgi koyundaki beachler gibi birkaç plajın yanyana dizilmesiyle oluşan koyda yer alıyor. Cavo Paradiso, Tropicana Beach gibi eğlenceli mekanlar sıralanmış durumda. Paradise Beach Super Paradise'tan daha yakın; merkezden 2.30€'ya buraya ulaşabilirsiniz. Fiyatlar hemen hemen diğer beachlerle aynı. Bu beachin girişinden denize ulaşınacaya kadar olan kısımda duvarlar rengarenk boyanmış.



Denizin berraklığından ve kumsallarının güzelliğinden bahsememe gerek olmadığını düşündüm:)


Nerede Eğlendik?



Beach Partyler: Gündüz gittiğiniz her plaj geceleri size gece klübü olarak geri dönüyor. Bu nedenle aslında beachler Mikonos gece hayatının merkezi. Bu nedenle genelde ekstra kıyafet alıp, deniz sonrası sabaha kadar dans edebilirsiniz. Kokteylerin fiyatı 10-15€ arasında değişiyor.



Cavo Paradiso: Aslında bu mekan da bir plaj. Ancak geceleri gerçekleşen canı performansları ile daha popüler. Nispeten daha büyük ve canlı oluyor. Sabaha kadar dayanabilirseniz; havuz partisinin de keyfini çıkarabilirsiniz.



Scandinavian Bar: Mikonos merkezinde tek gittiğimiz bar bu oldu. Çünkü gece hayatı daha çok kıyıda yoğunlaşmış durumda. Zaten Mykonos Town'da müzik sesini takip ederseniz yolunuz bu sokağa çıkacaktır. Asmalıdaki sokakların beyaz mavi versiyonu gibi. Gelip geçen uğrayıp birasını içip gidiyor. Müzikleri oldukça keyifli, uğramanızı tavsiye ederiz.


Nerede Yemek Yedik?

Nikos Taverna: Yunan adasına gelip tavernada akşam yemeği yemeden dönmek olmaz diye düşünüyorsanız en ünlü taverne olan Nikos Taverna'yı tercih edin. Ama öncesinde rezervasyon yaptırmak şart; bizim gibi biraz dışarda kalmak hoş olmayabiliyor.
Nikos'ta geleneksel Yunan lezzetlerini denemek ve tabiki ouzo içmek gerek. Yine geleneksel Yunan ezgileri de bir taraftan kulağınıza gelecektir. Biz burada fish souvlaki denen ızgara balık gibi birşey tercih ettik. İsminin hakkını vermiş Niko. Oldukça lezzetliydi. Menüye baktığımızda bizden çok da uzak olmadığı göreceksiniz, humus, cacık gibi mezeler Yunan restoranlarında da mevcut.



Restoran Alefkandra: Denizin hafif ürpertici esintisinde; loş ışıklarda; denize karşı yenen akşam yemeği. Geçerken mutlaka gözünüze çarpacaktır. Yemekleri çok lezzetli ve güler yüzlü çalışanları var. Ben ahtapotlu pilav tarzı bir yemek tercih ettim ve asla pişman olmadım. Sanırım bu adada tüm deniz ürünleri çok çok taze. Alefkandra'ya mutlaka gidilmeli.





Pasta Fresca Barkia: 'Yunan adasına gelip makarna mı yenir' düşüncesini yerle bir eden restoran. Dar sokaklarda önünden geçerken 'bir gece burda mutlaka yiyelim' dedirten cinse bir dekorasyonu var. Tamamen ev yapımı makarna yapan bu küçük sevimli restoran dışarıda bu makarnaları sergilemeyi tercih etmiş. Biz de makarnayı adaya uyarladıkları deniz ürünlü makarnayı seçiyoruz. İçinde kabuklu midye, kalamar, ahtapot, karides gibi bol malzemeleri var. Mutlaka denenmeli. Pişman olmayacaksınız.




Bu küçük tatilden geriye kalan, bir sürü güzel anı, güneş batımında romantik fotoğraflar, her gün kullandığımız otobüs biletleri, minik gezi notlarım, mutluluğum ve tazelenen aşkım var.

Mutlu tatiller herkese!





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim Aşk Adam- Bozcaada

Güzel Atlar Ülkesi - Kapadokya

Komşu Ziyareti - Sakız Adası (Chios)

Macera Dolu Amerika Amerika!