Ada Sahillerinde Bekliyorum.

    Gezmeyi bu kadar çok seven bir blogger'ın gittiği yerleri anlatmasını mazur görünüz. Havalar sıcakken bi hafta sonu bir yerlere kaçalım diyen İstanbulluların ilk akıllarına gelen yer Büyükada. Özellikle o trafikten bıkanların mis gibi soluklanması için alternatif bir kaçamak. Mis gibi diyorum çünkü adada ulaşım sadece faytonlarla ve bisikletlerde sağlanıyor. Kadıköy'den hemen hemen 1 saat sürüyor ada vapurlarıyla. Martıları besleye besleye gitmek de ayrı bir keyif.
     Vapurdan iner inmez mimoza satan çocuklar sarıyor dört bir yanınızı.  Ada benim sandığımdan çok daha büyükmüş. Gezilecek çok yer var. Kendinize güveniyorsanız bisiklet kiralamak mantıklı. Ama yürüyerek sanırım daha keyifli oluyor. Hemen hemen her ev şirin şirin adlandırılmış birer köşk. Yavaş yavaş koyuluyoruz biz de yola. Yolumuz biraz uzun. Aya Yorgi Kilisesine varmak istiyoruz.
Gitmek için bizim gibi Şubat ayını seçerseniz yollar böyle bomboş oluyor. Aa unutmadan adada dolaşan her bayanın başında çiçekli taçları görmek şaşırtmasın. Ben de papatyayı seçiyorum o gün. Elimizde haritamız varış noktasına doğru yürüyoruz. Tabi teknolojiden faydalanmazsak olmaz. Alternatif yol arayan bir yol arkadaşınız varsa işiniz daha kolay. Büyük Tur Yolu, Küçük Tur Yolu derken, faytonların sesiyle adayı keşfediyoruz. Yokuşlar fazla olunca, dinlemek için yer bakıyoruz. Ve Aşıklar Tepesi'nde çaylarımızı içiyoruz.
Tekrar yola koyulduğumuzda rotamız Rum Yetimhanesi mi Aya Yorgi mi kararsızlık yaşıyoruz. Faytoncu amca kiliseyi görmeden dönmememizi tembihliyor. Meğer asıl yol oradan sonra başlıyormuş. Bu yokuş diğerlerine benzemiyor. O yüzden mutlaka rahat ayakkabılar tercih edin bence. Neyse ki soluk soluğa da olsa bu güzel manzaraya ulaşıyoruz.
Aya Yorgi Kilisesi
Aslında ulaştığım yerde eski bir kilise var ancak pazar günü olduğundan kapalıydı. Zaten hazırlamış olduğum 'Things to Do List'in büyük kısmını bu nedenle tamamlayamadım. Görmek isteyenler, uygun bir tarih seçmenizi öneririm.

      Benim Listem, -Aya Yorgi Kilisesi,
                             -Rum Yetimhanesi,
                             -Hristos Kilisesi,
                             -Musevi Sinagogu,
                             -Aşıklar Tepesi,
                             -Adalar Kültür Evi, 
                             -Adalar Müzesi,
                             -Hamidiye Camii idi. 
Rum Yetimhanesi'ne gidecek gücüm kalmadı, Musevi Sinagogu kapalıydı, müze tadilattaydı. Diğerlerini başarıyla tamamladım. Özellikle Kültür Evinde adaçayı içilmeli. Listeyi tamamlayalım derken balık kokularına daha fazla dayanamadık. Kıyıdaki sıra sıra dizilmiş bir balık restoranında aldık soluğu. Malum balıklar taze, mezelerde süper olunca, süper manzara eşliğinde minik tatilimizi sonlandırdık. 


Bazen burnumuzun dibinde olan yerlere gitmeyi erteliyoruz. Zamanınız varsa mutlaka ufak bir ada turu yapın derim. Bu da benim ufak seyahat güncemden bir parçaydı. Herkese mutlu kaçamaklar:)







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benim Aşk Adam- Bozcaada

Güzel Atlar Ülkesi - Kapadokya

Komşu Ziyareti - Sakız Adası (Chios)

Macera Dolu Amerika Amerika!

Uyumayan Ada - Mikonos